- Mesajlar
- 139
- Beğeni
- 136
- Puan
- 43
1580 yılında yazıldığında etkisi hemen hissedilen eserlerden olan Denemeler, Montaigne için başyapıt niteliği taşır. Türünün ilk örneği olmasının yanı sıra aynı zamanda içeriği de büyük bir değişimi beraberinde getirmiştir. Sabahattin Eyüboğlu tarafından çevrilen eser, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları çıkışı olarak basılır. Çevirisi çok olmasının nedeni ise Fransızca halk deyimlerinin çok fazla sayıda bulunmasıdır.
440 yılı aşkın bir süre önce yazılmasına rağmen hala günümüz düşünürlerinin elinin altındaki bir cevher durumundadır. Özellikle Avrupa insanı için hayati değerde olmasının sebebi özgür düşünmeyi getirmesidir.
Kitabın arka kapağında belirttiği gibi ortaya konan en önemli husus, “Ne Biliyorum” felsefesi üzerinedir. Kişinin “kendisini tanıması” üzerine insanlığı sorgulayan Montaigne, türün isim babasıdır. Yaratıcı bir düşünme sürecinden bahsedilmesi de bu eserle olur. Günümüzde her ne kadar bireysel düşünme, kişi merkezli düşünme yaygın olsa da dönem açısından değerlendirildiğinde eser, tam anlamıyla bir başkaldırıdır.
Mutlak Doğruluk Skolastik Yıkım
Orta çağ etkisindeki dogmatizm inancının yıkılmasını sağlamış ya da tesirli olmuştur. Eserin çok daha iyi anlaşılması adına skolastik düşüncenin bilinmesi de önemlidir. Söz konusu anlayışa göre var olan fikir ve bilgiler gerçek kabul edilirdi. Mutlak doğruluk ilkesi bulunduğu için kişinin yargıda bulunması ya da eleştirmesi yasaktı. Değişmezlik ve tartışılmazlık kuralları uygulanan dogmatik fikirler üzerine ilk kez bir eserde kişinin kendi düşünceleri bulunuyordu. İşte, bu durum başlı başına Denemeler kitabını bir hümanist eser yaptı. Kültürün en değerli kaynağı olarak anılması da buradan gelir. Sokrates’in ardından yüzyıllar sonra Montaigne ile bir kez daha düşünme faaliyeti gerçekleşti.
Denemeler Üzerine
Eser okuyucuya sesleniş ile başlarken tüm başlıklar tamamen Montaigne için özgür fikirlerle oluşturuldu. Samimi bir şekilde düşüncelerin ifade edilmesi, beyin fırtınası yapılması net bir şekilde görülür. Bazı aforizmaların bulunması ve bunların derin anlamlar içermesi de hümanist fikrin gelişmesinde rol oynadı.
Temelde hemen “kendimizi anlatmak” ile fikirler üzerine temellendirme yapan Montaigne, Hayat ve Felsefe, Kanunlar Üstüne, Bilgi ve Düşünce, Yaşamak ve Çalışmak, Ruh ve Beden, İnsan ve Ötesi, Aşk Üstüne, Dostluk, Devrim, Çeviri, Tanrılar Üstüne, Aylak Ruhlar gibi çok sayıda başlığa yer verdi.
Kişinin kendisini tanıması ve kendisini anlatmasının önemine vurgu yapan ilk modern eserdir şüphesiz. Meslek, sanatsal özgürlükler ve sorgulama üzerine fikirleri de dönemin etkisinden çıktığını ortaya koyar. Ayrıca bu eserin yazım döneminde yazar, kendisini insanlardan soyutlamıştır. Şehirden uzak ve toplumdan gizli bir şekilde ortaya koyması da daha derin düşüncelerin ortaya çıkmasını sağladı şüphesiz.
İnsan Kendini Nasıl Bilebilir?
İnsan üzerinde devamlı sorular soran ve felsefi yollar arayan Montaigne, cevapları da sunar. Kişinin kendisi hakkında dikkat etmesi gerektiğine dair uyarılarda bulunur. Hem iyi tarafını hem de kötü tarafını aynı derecede ortaya çıkaran insanın başarılı olacağını belirtir. Kişinin kendisini daha az ve geride konumlandırması budalalık olur. Tevazu anlayışını kabul etmeyen Montaigne için bu durum başlı başına korkaklıktır.
Felsefe Üzerine
Felsefe üzerine de fikirler beyan ederken çocuklara gösteriliş tarzına isyan eder. Felsefenin asık suratlı ve çatık kaşlı bir bela olarak tanımlanmasına itirazı vardır. Bu sahte maskenin kim tarafından takıldığını sorgular. Buradan dogmatik düşüncelere ve düşüncenin miraslarına gönderme yapar.
Kanunlar Üzerine
Kanunlarla ilgili ortaya koyduğu düşüncede yine farklılığını gösterir. Kanunların doğru olduklarını ve tam anlamıyla her zaman geçerli olduğuna inanmaz. Doğru olmalarından dolayı değil, yürürlükte olduğu için kanunlar güçlüdür. Kanunları oluşturan insanların hiçbir zaman eşit olamayacağını ve bundan korku duyduğunu açık dille belirtir.
Aşk Üzerine
İnsanın var olan bir susama ihtiyacı olarak tanımladığı aşk ile de sözleri Denemeler eserinin en önemli kısımlarından biridir. Boşalma hazzı olarak açıkladığı aşk için insanın ölümlü olduğunu ortaya koyar anlayışını benimser. Hayvanlara üstünlük için ruhun doyması gerekir. İnsan ruhu açısından aşk ve sevgi bunu karşılar. Böylelikle insan ile hayvan arasındaki net çizgi ayrımı ortaya çıkar. Var olan aşkın yaşanması ya da cinselliğin ortaya konmasının ayıp olmadığını vurgular. Dini anlamda belirtilen günah kavramının insanlar tarafından nasıl değiştirildiğini gösterir. 16. yüzyıl Fransız kadınlarının kalabalık içerisinde yemek yiyememesine karşı çıkar Montaigne. Çiğnemek ses çıkaracağı için utanç kaynağı olur. Bazı kadınların başlarını ve her yerini örtmesi de yine aynı anlam içindir.
Dostluk Üzerine
Aristoteles’in söylediği gerçek dost yoktur deyişi kullanan Montaigne, var olan dostlukla ilgili kendini ona verdiğini ifade eder. Kişinin kendisi için yapacağı iyiliklerin dostuna da iyilik getirmesini esas ölçü belirler.
Hastalık Üzerine
Sahip olduğu hastalığın düşünme hayatını etkilediği şüphesiz. Bu başlık altında sancılı günlerinden bahseder. Şiddetli ve dehşetli ağrıların devam etmesi sonucunda ölümü sevdirmesinden korku duyan Montaigne, ölüm bağlamında konuyu ele alır. İradenin gücünün hastalıklara karşı koymaması üzerine de düşünür. Bilindiği gibi Montaigne böbrek sancılarının ilerlemesi soncunda iltihaplanarak hayatını kaybeder. Tüm vücudu şişerek boğazlara kadar sirayet eden virüsler, canını alır. Bu ölümsüz eser ise ölümlü yazarın belki de dünyaya bıraktığı en büyük mirası oldu.