Sığınak
Dünyanın gürültüsünden kaçıp ruhunu dilsiz kayalıklara emanet eden bir adam, o ıssız adanın vahşi coğrafyasında kendine sessiz bir hapishane inşa etmiştir. Ancak gökyüzünü yırtan şiddetli bir fırtına, denizin hırçın dalgalarıyla birlikte kıyıya sadece enkaz değil, baygın halde genç bir kızı da sürükler. Bu kurtarış, adamın yıllardır üzerine örttüğü inziva perdesini bir anda paramparça eder.Genç kızın adaya gelişi tesadüf değildir; peşindeki gölgeler, adamın geçmişte derinlere gömdüğünü sandığı eski ve acımasız düşmanlarının ayak izlerini taşımaktadır. Sakin bir sürgün hayatı sürmeye çalışan bu adam, şimdi hem korumaya yemin ettiği bu yabancıyı hem de kendi vicdanını savunmak zorundadır. Sığınağı artık bir barınak değil, geçmişin hayaletleriyle çarpışacağı bir cepheye dönüşmüştür. Kaçış sona ermiş, yarım kalan bir hesaplaşmanın ilk mermisi namluya sürülmüştür.