Kategoriler
Bilim Teknoloji

Geleceğin Teknolojilerine Yolculuk

Yapay Organ Klonlama 

İnsanoğlu, geçmişte aldığı derslerden büyük paylar çıkardı ve geleceğin teknolojileri hakkında araştırmalara başladı. Organların eksikliğinde zindana dönüşen hayatlar, tekrar tekrar yaşanmasın diye bu alanda yoğun çalışmalar yapılmakta. Protez uzuvların insanlar arasında gün geçtikçe popüler olması, bu sektördeki gelişmeleri de sürekli kıldı. Üstelik günümüz teknolojisiyle, yapay olduklarını dahi anlamakta zorluk çekebiliyoruz.

robot

Protez kullanıcıları, uzuvlara verdiği hissiyattan dolayı, protezlerden fazla memnun değiller. İhtiyaç dolayısıyla kullanmış olsalar da daha fazla geliştirilmesini bekliyorlar. Bundan yola çıkan araştırmacılar, insanların orijinal organlarının yapaylarıyla tıpa tıp benzerlerini üretmeye çalışıyorlar. Bunun yanında protezdeki gibi uzuvlarla sınırlı kalmayacak, hatta geleceğin teknolojileri kalp üretim noktasına dahi erişilebilecek.

yapay organ

Hologram Geleceğin Teknolojilerini Taşıyacak

İnsanoğlunun, geleceğin teknolojileri arasındaki, gelişmelerde üst noktası hep ışınlanma olmuştur. Bugüne kadar gerek hayal dünyasında gerekse de bilim kurgu filmlerinde tanık olunan eylem, tam anlamıyla olmasa da bir nevi geliştirilmeye çalışılıyor. Yakın gelecekte, hologram teknolojisi kullanılmaya başlandı. Bu durumda bir bakıma ışınlanmaya örnek olabilir en azından yarısını temsil edebilir. Gelişen hologramik projektörler, insanların boydan vücut yansımalarını da taşımaya başladı. Kullanımı ne kadar tatmin eder tartışılır ama geleceğin teknolojileri arasındaki konumu muazzam olacaktır.

hologram

 

Geleceğin Teknolojileri Arasında Seyahat Kapsülleri

Tesla başta olmak üzere, birçok ulaşım şirketi bu konudaki araştırmalarını ve testlerini sürdürüyorlar. Kapsülleri kullanacak olan insanoğlu, artık yeryüzündeki trafik karmaşası sorununu da kökten çözebilecek. En azından bir uçan araba olmasa da trafik akışının yeraltından nüksetmesi, daha sakin ve sağlıklı şehirlerde yaşamamızı sağlayacak. Bunun yanında geleceğin teknolojileri trafik kazalarının da önüne kesin olarak geçilecek. Kapsüllerin en önemli avantajıysa, isteğiniz uç noktalara dakikalar içinde erişebiliyor oluşunuz olacak. Seyahat sürelerinin kısalması, insanları daha konforlu yaşamlara taşıyacak.

kapsül

Geleceğin Teknolojileri Sayesinde Rüyalar Unutulmayacak

Rüyalar, her toplumda insanoğlunun var oluşundan beri önemli olarak kabul edilmiştirler. Her akılda kalan rüyanın sonrasında, ne anlama geldikleri öğrenilmeye çalışılmış, kimi zaman da gelecekten bazı işaretler olabileceği tartışılmıştır. İnsanların büyük bir kısmı, görmüş oldukları rüyaları unutmaktan dolayı son derece üzgün. Bazı insanlar ise gördükleri rüyalardan bile haberdar olmuyor. Teknolojik gelişmeler, bilinçaltlarını dolayısıyla da rüyaları kayıt altına almayı planlıyor. Her ne kadar zor bir işlem olsa da geleceğin teknolojileri başarılı oldukları takdirde, iMDB 10.0’lık kayıtların ortaya çıkacağı büyük oranda kesin. Üstelik hepsinin başrolünde de rüyayı gören kişinin olması, aklın uç noktalarını bile zorlamaya yetiyor.

rüya

Kategoriler
Bilim Teknoloji Yazılım

Okyanusun En Derin Noktaları Yapay Zekayla Araştırılması Hedefleniyor!

Denizlerin derinlikleri her zaman için insanları meraklandırmıştır. Sürekli olarak araştırılan bu konu artık bilimle şekillenecek. Şu ana kadar detaylı incelenmemişti. Bununla birlikte teknolojik gelişmelerin neler yaptığına daha yakından bakacağız.

Okyanusların derinliklerini araştıran teknolojiler geliştirilmesi çok yakın olarak gözüküyor. Dünya üzerinde yaşanılan değişiklik tamamen bu noktanın ne kadar boş kaldığı göstermektedir. Aralıksız olarak çekilen belgeseller her seferinde yeni bir canlı türünü ortaya koymaktadır. Ancak uzay hakkında elde edilen bilgilerin neredeyse yarısından daha az bilgiler bulunmaktadır. Devamlı olarak kullanılan ve diğer taraftan anlaşılması güç olan birçok detay var. Yıllar geçtikçe daha fazla merak konusu haline gelen durumlar yapay zeka sayesinde açıklığa kavuşacak gibi gözüküyor.

Okyanusların Derinlikleri Yapay Zekayla Aydınlanabilir mi?

Yapay zekanın yapabildikleri hakkında her geçen gün biraz daha gelişme sağlanıyor. Ara vermeden yapılan çalışmalar devamlı olarak yeni neticeler ortaya koymakta. Kullanılan araç ve gereçlerde hızlı biçimde ilerleme sağlanıyor. Düzenli olarak kullanılan alanların başında bilim geliyor. Bu evreden sonra artık insan gücünün tükendiği yerde başlayan bir serüven bizi bekliyor. Yapılacak hamleler herkesin ilgi odağı haline geldi.

Düzenlenen organizasyonlarda hız kesmeden neler olup biteceği anlatılıyor. Özellikle okyanusların en dibi hakkında gelişmeler sağlanmak zorunda. Üniversiteler yapılması amaçlanan durumların gelişim sağlaması için elinden geleni yapıyor. Öğrenciler farklı bir sonuç ortaya koymak adına çalışmalarına devam ediyor.

Kullanılacak Olan Robotlar Bilgi Taşımaya Yetecek mi?

En çok dikkatleri çeken durum yapay zeka robotlarının niteliklerinin neler olduğu ve bu konuya açıklık getirebilecek mi? olacaktır. Çünkü bugüne kadar tam olarak netice alınmamasının nedeni su altında yaşanılan basınç problemidir. Kullanılacak olan aparatlar ve bağlantıların böyle bir kuvvete dayanabilmesi pek sanılmıyor. İnsan vücudunun sadece belli bir kısmına erişiliyor olması konuyu daha net ortaya koyuyor. Her ne kadar son teknoloji kullanılsa da ne kadar etkili olabileceği hakkında herkeste şüpheler mevcut.

Deniz bilimcilerin yapay zekayı kullanma teknikleri de oldukça etkili gözüküyor. Bu zamanda kadar %80’lik bir başarı elde edilirken, robotların kullanıldığı alanlarda oran %93’e kadar çıkabiliyor. Okyanusların derinliklerini araştıran teknolojiler çoğu zaman gelişim sağlanması amacıyla kullanıyor.

 

Kategoriler
Bilim Güncel

Korkutan Uyarı 3 Ay Sonra Dünyaya Çarpabilir

Dünyanın en önemli hava ve uzay araştırma birimlerinden bir tanesi olan Avrupa Uzay Ajansı (ESA) korkutan bir açıklamada bulundur. Tüm insanları korkutan uyarı “3 ay sonra dünyaya çarpabilir” şeklinde yapıldı. Yetkililerin yaptığı açıklamaya göre kendilerinin 2006 QV89 adını verdikleri bir meteorun önümüzdeki birkaç ay içerisinde dünyamıza çarpma ihtimalinin bulunduğu yönünde olmasıdır. Bilim insanlarınca yapılan açıklamaya göre adeta bir futbol sahası büyüklüğündeki gök taşının Dünya’ya çarpabileceği duyuruldu.

Yapılan açıklamada verilen tarihe göre mevcut hızıyla hareket ettiği düşünüldüğünde 2019 Eylül ayının ilk haftası gibi dünyamıza ulaşacağı söylendi. Yetkililerin verdiği ifadeye göre tahmini 50 metre çapındaki göktaşının 9 Eylül 2019 tarihinde dünyaya çarpabileceği ve çarptığında ise gerçekten çok ciddi tahribatlar meydana getirebileceği duyuruldu. Bu konuda gece gündüz sıkı takip yapan ESA yetkililerin hazırlamış olduğu simülasyon çalışmalarında göktaşının dünyaya çarpma ihtimali olduğu gözlemlenmiştir.

Tahmini 3 ay sonra dünyaya çarpabilir şeklinde ifade edilen göktaşının dünyamıza çarpma ihtimali ise 1/7000 olarak açıklanmıştır. Uzay araştırması olan Catalina Uzay Araştırmaları tarafından 29 Ağustos 2006 tarihinde keşfedilen ve 2006 QV89 ismi verilen bu göktaşının dünya ya çarpmasının çok ciddi hasarı olacağı söylendi.

Korkutan Uyarı 3 Ay Sonra Dünyaya Çarpabilir

Göktaşı Çok Ciddi Hasar Oluşturabilir

Dünyamıza düşen ya da düşecek olan tek meteor elbette ki yalnız bu olmamıştır. Bundan daha öncede bazı meteorlar düşmüş ve bunlardan birkaçı oldukça ciddi hasarlar da meydana getirmiştir. Düşen bu göktaşlarından bilindiği kadarıyla en büyük hasara yol açanı 1908 yılında Rusya’da yer alan Podkamennaya Tunguska nehri yakınlarına düşen ve neredeyse bir ormanın tamamını yok eden meteor olmaktadır. Gerçekten bu yaşanmış olay göktaşı çok ciddi hasarlar oluşturabilir açıklamasının çok ciddiye alınması gerektiğinin en somut delili olmaktadır.

Nerdeyse ormanın tamamını yok eden bu göktaşı düşme sonucu oluşan hasarın ne denli olduğunu gözler önüne sermiştir. Bir diğer olay ise yine Rusya’da 15 Şubat 2013’te yaşanmıştır. Chelyabinsk Olayı olarak da tarihe geçen bu olayda yere çarpması sonucu oluşan darbe etkisi patlamaya sebep olmuş ve 7200 adet bina yıkılmış 1500 kişi de yaralanmıştı.

 

Kategoriler
Bilim Güncel Haberler

Yeni Zelanda da Yavru Bir Papağana Beyin Ameliyatı Yapıldı!

Daha önce hiç denenmiş olan papağan beyin ameliyatı sanıldığından çok daha başarılı geçti. Bilim adına son derece etkili bir çalışma olmasıyla birlikte yavru papağan için yeni bir fırsat doğmuş oldu.

Yeni Zelanda’da yapılan papağana beyin ameliyatı mükemmel sonuçlarla sonlandı. Sürekli olarak ihtiyaç duyulan hayvanlara beyin ameliyatı tamamen profesyonel ellerde gerçekleşti. Hayvan koruma örgütleri başta olmak üzere tüm ilgi kurumların desteği alan çalışma tartışmasız olarak mutlu sona ulaştı.

Zaman içinde hastalıkları artan hayvanların başında gelen papağanlar birçok deneyde ilk kullanılan tercihlerden oluyorlar. Bunun için bu kadar acil ve yaşam mücadelesi veren kuşun artık sağlana kavuşması herkesi mutlu etti.

Yeni Zelanda’da Gerçekleşen Papağa Beyin Ameliyatı Nasıl Sonuçlandı?

Kuşlara beyin ameliyatı birçok kez denense de hiçbir sonuç alınamadı. Birçoğu hayvan darbe alarak veya farklı nedenlerde en hassas noktaları olan beyinlerine hasarlar almaktadırlar. Yapılan çalışmalar genel olarak sürekli artış gösterse de sadece bu deneyde başarılı olundu.

Yavru kuş aralıksız olarak rahatsızlık yaşarken doktor ve veterinerler hemen kolları sıvadılar. Bu aşamadan sonraki durumun ölüm olması herkesi korkuttuğu için hiçbir riskten kaçınmadılar. Direk olarak gerekli müdahale yapılırken aynı zamanda yaşanabilecek problemler her zaman için göz önünde bulunduruldu. Tüm hamleler başarılı olurken ameliyat sonucu küçük kuş çok seri bir şekilde iyileşmeye başladı.

Nesli Tükenmekte Olan Papağana Hangi Müdahaleler Nerede Yapıldı?

Papağana beyin ameliyatı yapan hekimler Massey Üniversitesi bünyesinde hizmet verenler oldular. 56 günlük bir hayvanın kontörlü tamamen bu kişilere emanet edildi. Zaten can çekişen bir hayvan için yapılabilecek her adım hızlı bir biçim uygulandı. Tıp dünyasının merakla gözetlediği ve olumlu geçen ameliyat katılan herkese farklı bir hava kattı.

Nesli-Tükenmekte-Olan-Papağana-Hangi-Müdahaleler-Nerede-Yapıldı

Beyni ve dış ortamla sadece beyin zarı denen ince bir zar kalmış oldu çok korkutsa da her müdahale başarılı şekilde bitti. Daha sonra yapılan ilaç ve diğer tedaviler sayesinde daha önceki fıtık soruna da ortadan kalmış oldu. Kurtulması mümkün olmayan bir durumda olan hayvan yakın bir zamanda daha sağlıklı bir hayata kavuşacak. Yeni Zelanda’da yapılan papağana beyin ameliyatı hakkında yapılan açıklamalar genel olarak bu yönde oldu.

 

Kategoriler
Bilim Genel Haberler

Çernobil Faciası

Tarih 26 Nisan 1986’yı gösterirken, Ukrayna’nın kuzey bölgesinde yer alan Kiev yakınlarında ki Çernobil Nükleer Santrali patladı. Çernobil Faciası olarak da adlandırılan bu patlama, bakım çalışmasına alınan santralin 4. reaktöründe meydana gelmiştir. Bu reaktörün patlaması sonucu oluşan etkiyi sizlere daha somut olarak ifade etmek gerekirse şunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu patlamanın etkisi, 2. Dünya Savaşı esnasında Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarının etkisinden 200 kat daha fazla olmuştur.

Chernobly Resim 1

Patlama gerçekleşir gerçekleşmez santralde görevli olarak bulunan 31 kişi anında hayatını kaybetmiştir. Asıl felaket ise Türkiye’nin de aralarında olacağı yakın coğrafyalarda 10 yıllar boyunca sürecek olan ölümcül etkisi olmuştur. Bu patlamanın fiziksel etkisinden çok kimyasal etkisi daha etkili olmuştur. Patlamayla birlikte, patlamaya müdahale eden görevlilerin neredeyse tamamı birkaç dakika içinde ortaya çıkan radyasyon nedeniyle hayatlarını kaybetmiştir. Çernobil Faciası sonrası santral temizleme çalışmalarına katılan ekiplerinde birçoğu vefat etmiştir.

Sonrasında reaktörün temizlenmesi için ordu görevlendirildi ve askerler 3’er dakikalık sürelerle temizlik çalışması yaparak toplam 15 günde tamamlayabilmiştir. Her ne kadar dikkat edilmiş olsa da reaktörün temizliğinde görev alan askerlerde sonraki aylarda hayatlarını kaybetmişlerdir.

Chernobyl Resim 2

Çernobil Gerçeği 2 Gün Sonra Açıklandı

1986 yılında Sovyetler Birliği’nin bir parçası olan Ukrayna’da meydana gelen bu felaket ilk başlarda saklanmaya çalışıldı. Fakat bu kadar büyük boyuttaki bir nükleer felaketin gizlenmesi mümkün değildi. Çernobil Faciası sonucu oluşan nükleer bulutlar kazadan 2 gün sonra İskandinavya topraklarına ulaşmıştır. Felaketin etkilediği coğrafyanın artması sonucu SSCB, yaşanan bu felaketi tüm dünyaya duyurmak zorunda kalmıştır. Yaşanan bu olayın sonrasında en çok etkilenen ve etkilenecek olan santralin 30 kilometre çapındaki çevresi hakkında boşaltılma kararı alındı.

Bu bölgelerde yaşayan 135 binin üzerindeki insan buralardan uzaklaştırılarak başka bölgelere sevk edildi. Patlamanın yaşandığı 4. reaktör 410 bin metreküp beton ve 7 bin ton çelikle gömülmüştür. Buradaki insanlar için besin maddeleri başka bölgelerden getirilmiştir. Birçok yerde tanı merkezleri kurularak yaklaşık 5 milyon 300 bin kişiye radyoaktif maddelerden korunabilmesi için, potasyum iyodür tabletleri dağıtılmıştır. Çernobil faciası sonrası, çok uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen hala birçok madde de normalin çok üstünde radyoaktif izotoplar belirlenmiştir.

Binlerce insan kanser vakaları ile karşı karşıya kalmış ve yine binlerce insan bu kanser vakaları sonucu hayatını kaybetmiştir. Birçok bilim insanı bu kazanın izlerinin ancak 48 bin yılda temizlenebileceğini söylemektedir. Elde edilen ve ulaşılan bilgilere göre hala santralin altında 190 ton Uranyum ve 1 ton Plütonyum mevcut olarak bulunmaktaymış. Belki de bu felaketin izlerinin temizlenmesi sürecine insanlığın ömrü hiç yetmeyecektir.

Çernobil Dizisi

Özellikle son günlerde Çernobil’in tekrardan en çok araştırılan konulardan biri olmasında Çernobil Faciası dizisi etkili olmuştur. Tüm dünyanın gündemine oturan bu dizinin yönetmenliğini Johan Renck üstlenmiştir. HBO ve Sky Atlantic ortak yapımı olan dizi şimdiden dikkatleri çekmeyi başarmıştır.

Kategoriler
Bilim Güncel Haberler

Bilim İnsanlarının Bitmek Tüketmek Bilmeyen Uzaylı Aşkı Neden Sonlanmıyor?

Bilim insanların sürekli olarak uzayda araştırmalar yapıyorlar. Milyarlarca dolar harcanmasına rağmen hiçbir sonuç elde edilmiyor. İnsanlar en çok neden bu kadar peşlerinden gittiklerini araştırmaya başladılar bile.

Bilim adamlarının uzaylılar hakkındaki başarısızlığı günden güne çoğalıyor. Her seferinde elleri boş dönün profesörler yapılan çalışmaları hızlandırma kararı aldılar. Bilim kurgu filimler i dışında hiç kimse uzaylıların varlığı hakkında kanıt bulamadı.

Tartışmasız olarak tüm ilgileri yıllardır göremedikleri uzaylı hayalleriyle dolu. Bu aşamada inanılmaz maliyetler ve yüksek kaliteli cihazların kullanılması da cabası oluyor. Takip eden kişiler artık çileden çıkmak üzere. Aralıksız olarak yapılan araştırmalar insanlara umut vaat edip ondan sonra elleri boş dönmelerine neden oluyor. Üstelik yapılacak olan her yeni fikir gereksiz bulunuyor.

Bilim Adamlarının Uzaylılarla İlişkisi Ne Durumda?

1960 yılından beri inanılması güç çelişkilerin ortaya çıkmasına neden olan 56. Bölge artık neredeyse saf dışı bırakılıyor. Amerika’nın uzaylı teorisi günümüze kadar gelse de artık kimseyi pek alakadar etmiyor. Saklı bölgeye bir uzaylının geldiği ve gemilerin yerini bildiği gibi uçuk fikirler yıllardır insanları peşinden sürükledi.

Ancak yapılan açıklamalar her zaman için ellerindeki tüm imkanların kullanıldığı ve çok büyük paraların harcandığı yönünde oldu. Bu kadar boşa geçen zaman ve sunulan bilgilerin yalan olması tamamen işlerin çığırından çıkmasına neden oldu. Artık ciddi anlamda insanların karşısına bir uzaylı getirmedikleri sürece kimsenin inanması beklenmiyor.

Uzaylıların Keşfi İçin Neler Yapılmaktadır?

Uzaylıların bulunması için yapılan çalışmalar tam hızla sürdürülmeye devam ediyor. Tartışmasız olarak kullanılan ve aynı zamanda verilmekte olan değerlerin ne durumda olduğu daha yakından incelenmektedir. Fakat tatmin edici bir sonuca ulaşılamadı. 15 milyar ışık yılı uzaklıktaki gezegenlere gidilmeden görünebilme mümkün değil.

Orada gerçekten bir yaşam olduğu düşüncesi neredeyse kullanılmakta olan alanların sonuna gelindiğini ortaya koymaktadır. Düzenlemelere gelmek şimdiden bile yüzlerce asır sonrasını ifade ediyor. Dünyanın ömrünün bilinmiyor olması yapılacak olan çalışmaların da nerede bırakılması gerektiğini meçhul duruma düşürmektedir. Diğer taraftan incelenmekte olan ve kullanım alanlarının gerçekten işe yarar hale gelmesi de merak konusu. Bilim adamlarının uzaylılar hakkındaki başarısızlığı oldukça can sıkıcı bir duruma dönüştü.

 

Kategoriler
Bilim Güncel Haberler

Yeni Zelanda da Yavru Bir Papağana Beyin Ameliyatı Yapıldı!

Daha önce hiç denenmiş olan papağan beyin ameliyatı sanıldığından çok daha başarılı geçti. Bilim adına son derece etkili bir çalışma olmasıyla birlikte yavru papağan için yeni bir fırsat doğmuş oldu.

Yeni Zelanda’da yapılan papağana beyin ameliyatı mükemmel sonuçlarla sonlandı. Sürekli olarak ihtiyaç duyulan hayvanlara beyin ameliyatı tamamen profesyonel ellerde gerçekleşti. Hayvan koruma örgütleri başta olmak üzere tüm ilgi kurumların desteği alan çalışma tartışmasız olarak mutlu sona ulaştı.

Zaman içinde hastalıkları artan hayvanların başında gelen papağanlar birçok deneyde ilk kullanılan tercihlerden oluyorlar. Bunun için bu kadar acil ve yaşam mücadelesi veren kuşun artık sağlana kavuşması herkesi mutlu etti.

Yeni Zelanda’da Gerçekleşen Papağa Beyin Ameliyatı Nasıl Sonuçlandı?

Kuşlara beyin ameliyatı birçok kez denense de hiçbir sonuç alınamadı. Birçoğu hayvan darbe alarak veya farklı nedenlerde en hassas noktaları olan beyinlerine hasarlar almaktadırlar. Yapılan çalışmalar genel olarak sürekli artış gösterse de sadece bu deneyde başarılı olundu.

Yavru kuş aralıksız olarak rahatsızlık yaşarken doktor ve veterinerler hemen kolları sıvadılar. Bu aşamadan sonraki durumun ölüm olması herkesi korkuttuğu için hiçbir riskten kaçınmadılar. Direk olarak gerekli müdahale yapılırken aynı zamanda yaşanabilecek problemler her zaman için göz önünde bulunduruldu. Tüm hamleler başarılı olurken ameliyat sonucu küçük kuş çok seri bir şekilde iyileşmeye başladı.

Nesli Tükenmekte Olan Papağana Hangi Müdahaleler Nerede Yapıldı?

Papağana beyin ameliyatı yapan hekimler Massey Üniversitesi bünyesinde hizmet verenler oldular. 56 günlük bir hayvanın kontörlü tamamen bu kişilere emanet edildi. Zaten can çekişen bir hayvan için yapılabilecek her adım hızlı bir biçim uygulandı. Tıp dünyasının merakla gözetlediği ve olumlu geçen ameliyat katılan herkese farklı bir hava kattı.

Beyni ve dış ortamla sadece beyin zarı denen ince bir zar kalmış oldu çok korkutsa da her müdahale başarılı şekilde bitti. Daha sonra yapılan ilaç ve diğer tedaviler sayesinde daha önceki fıtık soruna da ortadan kalmış oldu. Kurtulması mümkün olmayan bir durumda olan hayvan yakın bir zamanda daha sağlıklı bir hayata kavuşacak. Yeni Zelanda’da yapılan papağana beyin ameliyatı hakkında yapılan açıklamalar genel olarak bu yönde oldu.

 

Kategoriler
Bilim

Yapay Zeka İnsanlar gibi Anlayamıyor!

Yapay Zeka Öğreniyor ancak Anlamıyor!

Şirketlerin yeni bir hizmetinin “Ai” özelliğine sahip olduğunu duyurduğunda sistemin sinir ağı oluşturmak adına makine öğrenmesinden yararlandıklarını söyleyebilmekteyiz.

“Makinelerin Öğrenmesi” makinelerin belirlenen görevlerde nasıl daha iyi hizmet sağlayacağını ve performansını arttırması için nasıl bir yol izlemesini “Öğrenebilmesi” sağlanan tekniktir.

AI

Bilgisayarlar Asla Düşünemez!

Burada asla makine öğrenmesine karşı değiliz. Makinelerin öğrenmesi, bizlere güçlü kullanım özellikleri sunan muhteşem bir teknolojidir. Ancak genel amaçlı olamayacak yapay zekanın ve makinenin öğreniminin sınırlarını anlamanıza fayda sağlayacaktır. Bu sayede AI teknolojisinin bu kadar sınırlı olmasını ve geniş bakış açısına asla erememesini gözler önüne sermektedir.

Yıllar önce bilim kurgu yapıtlarında rastladığımız “yapay zeka” her ne kadar uç bir hayalmiş gibi gözükse de yavaş yavaş hayatımıza girmeye başladı.

Yapay zeka bilim kurgu tarafında insanların yaptığı karmaşık işleri yapabilen ve anlayabilmeye çalışan robotik veya bilgisayarlı beyin türü olarak tanımlanmaktadır.

Zaman ilerledikçe ve yapay zekalar geliştikçe isimlerini daha çok, genel yapay zeka olarak isimlendireceğiz.(AGI)

Bir başka kavrama göreyse insani bilinci deneyimleyebilecek kadar ileri teknoloji olacak “güçlü yapay zeka” aşamasına kısa bir süre sonra geçeceğimiz düşünülmektedir.

Henüz bu tür AI teknolojisine sahip olmadığımız gibi yakın bir noktada değiliz.

Siri, Alexa veya Cortana gibi bilgisayar sistemleri bizim gibi düşünemiyor ve anlayamıyorlar.

Günümüzde sahip olduğumuz yapay zekalar, insanların öğrenimlerine yardımcı olabilecek verileri toplayarak, belirlenen görevleri daha iyi yapabilmek için geliştirildiler. Önemli ve ciddi şeyler yaptıkları bir gerçek ancak hala anlayamıyorlar.

Bilgisayarın anlayamayacağı örnek bir durum:

Google, Gmail’de alınan e-postalara hızlı yanıt önermeye yarayan yeni hizmeti “Akıllı Yanıt “ sistemini duyurdu.

Akıllı yanıt özelliği “İphone’dan gönderildi.” ifadesini genel yanıt olarak tanımlamaktadır.

İş e-postalarında ise adeta kovulmanıza sebep olacak birçok epostaya “Seni Seviyorum” önermek istemektedir.

Çünkü halen bilgisayarlar bu tepkilerin ne çağrıştırdığını anlamamakta sadece çoğu insan kullanıyor diye otomatik tanımlamaktadır.

Patronunuza “Seni seviyorum.” demenizin nasıl bir tepki alacağını tahmin edememekte birlikte emin olduğumuz tek şey ise “MAKİNELERİN İNSANLAR GİBİ ANLAMADIĞIDIR.”

Daha bilindik bir örnek verecek olursak, Google Fotoğraflar’da fazla sayıda halı resmini yanlışlıkla çektiğinizi farz edin. Google Fotoğraflar, çektiğiniz resimlerin benzer olduğunu bilmekte fakat sizin için ne kadar önemsiz olduğunu anlayamamaktadır.

Makineler Genellikle Sistemi Öğrenmeyi Başarmakta!